Shushin Koyo

Eminim birçoğunuz samurayların kim olduğunu bilirsiniz. Feodal Japonya’nın soylu savaşçı sınıfı olarak bilinen samurayler aslında bir çeşit paralı askerdiler. Diğer paralı askerlerden farkları, daimyo denen tek bir efendiye bağlı olmaları ve ömürleri boyunca hep aynı efendiye sadık kalmalarıydı. Samurayların Bushido diye anılan bir onur yasası vardı. Samuraylardan beklenen davranışları özetleyen bu ahlaki kurallar dizisi 17. yüzyıla kadar yazılı hale gelmemiş. Samuraylardan, eğer efendilerine saldırı olursa onu ölüm pahasına savunmaları, başarısız olursa da intihar etmeleri beklenirdi. Hatta efendilerinin öldürülmesi durumunda, onun intikamını almaları onurları için gerekli tutulurdu. Bir maaştan fazlasını hakkeden bu savaşçılara ise efendileri gereken her türlü yardımı, aile desteğini gösterirdi.

Bu samuray geleneği günümüz Japonya’sındaki çalışma yaşamında da kendini gösteriyor. Büyük şirketlerde işe giren kişilerden işyerine ömür boyu sadakat bekleniyor. Bunun karşılığında işyeri çalışanına shushin koyo, yani ömür boyu iş veriyor. Şirkette geçirdiği her sene için kıdem ve maaş artışı, emeklilikte ise ikramiye ve şirketin oluşturduğu emeklilik fonundan gelir veriliyor. Bu yüzden çalışanlar kolay kolay iş değiştirmiyor, şirket ise çalışanına işi ile ilgili sürekli eğitim sağlıyor. Böylece her iki taraf da bu uzun soluklu iş birliğinden fayda sağlıyor.
Bu anlatılanlar, bu iş birliği, size KKTC’yi ve devlet çalışanlarını anımsatıyor olabilir. Tamamen aynı sadakat ve onur kısımları değilse de ömür boyu iş garantisi, emeklilik ikramiyesi, iş değiştirmeme koşulları benziyor.

KKTC’yle devam edelim. İsimleri bende saklı yakinen tanıdığım iki kişi var. On beş yıl kadar önce ikisi de aynı işyerinde aynı maaşla çalışıyorlardı. Biri yakaladığı ilk fırsatta kamuya geçti, öbürü “kariyer fırsatım daha çok” diyerek özel şirkette kaldı. Aradan geçen senelerden sonra şimdi özelde kalanın maaşı, kamuya geçenin aldığı maaşın 2,500 küsur TL altında. Yıllar içinde maaşları arasında bir asgari ücretten fazla fark oluşmuş. Kamudakinin aldığına 13. maaşı da eklediğimizde aradaki fark daha da bariz hale geliyor. Özelde çalışan patrondan maaş artışı istediği zaman cevap hep cevap aynı olmuş; “Buyur, kapı açık.”

Hayatınızın büyük kısmını özel bir şirkete verdiğiniz halde şirket sahibi sizi hala anında harcanabilir/gözden çıkarılabilir bir mal olarak gördüğünde kendinizi cesareti kırılmış ve ümitsiz hissetmez misiniz? Özel sektörde çalışanlar arasında devletten çok daha iyi olanaklara sahip olanlar da var tabii ama büyük çoğunluğu bildiğiniz gibi asgari ücrete mahkûmdur ve onlarca yıldır çalışıyor olsalar bile emeklerinin şirket gözünde değeri yok.
Bizde devlet, çalışanın elde ettikleri bakımından Japon şirketlerine benziyor. Uzun zamandır devlet çalışanlarının maaşları gazetelerde, toplantılarda iş adamları tarafından konu edilmekte, eleştirilmekte. Devlet her ay 40 bin kişiye maaş ödüyor. Her ay yaklaşık 250 milyon TL, devletin ödediği bu maaşlar sayesinde ekonomiye akıyor. Bunu beğenmeyen özel sektördeki firmaların cevaplaması gereken soru ise şu: kendilerinin çalışanlarına verdiği ortadayken, benzer miktarda paranın piyasaya başka kim tarafından sürülmesini bekliyorlar acaba?

Bu arada, KKTC’yle ilgili istatistiklere göre kamu personel giderlerinin GSMH içindeki yüzde payı yıllardır gerilemekte. Bu pay en yüksek değerine %17,35 olarak 2000 yılında ulaşmış. Yani o yıl ülkede üretilen her mal ve hizmetin toplam parasal değerinin %17,35’i devlet personel gideri kadarmış. 2018 yılında ise devlet personel giderlerinin GSMH içindeki payı %10,8 olmuş. Yani 2008’den beridir sürekli gerilemekte olan bu pay 2018’de KKTC kurulduğundan beri en düşük seviyesine ulaşmış.
Evet kamuda aldığı maaşı gerçekten hakketmeyen epeyce personel vardır belki ama özel sektörde gerçekten hakkettiği maaşı alabilen kaç çalışan var diye de sormak gerekmez mi? Aslında her şey tam da özel sermaye sahiplerinin genelinin mücadele ettiği doğrultuda gidiyor sanki: devletin küçülmesi, güçsüzleşmesi, kamu maaşlarının gerilemesi, iş garantisinin bitmesi…

Aramızda samuray yok belki ama Daimyo da kalmadı ki!