Devlet sponsorluğunda kapitalizm

Xi Jinping, 2012 yılı sonuna doğru Çin Halk Cumhuriyeti’nin başkanı oldu. O dönemde, dünyada çeşitli çevrelerce yapılan tahminler, Çin’in artık ‘kapalı ekonomi’ modelinden çıkıp ‘Singapur’ modeline geçeceği, yani tek parti yönetimi yerine muhalefete izin verileceği, mahkemelerin göreceli bağımsızlık kazanacağı ve özel sektörün az bir devlet desteği ile büyüyebileceği doğrultusundaydı. Bu günlerde ise, özellikle gelişmiş batı ülkelerindeki hâkim düşünce, Çin’in aslında tamamen devlet destekli bir model sayesinde bu ülkelerin özel şirketlerinin ayağını kaydırmakta olduğu şeklindedir. Örneğin, Almanya’nın en güçlü sanayi birliği olan BDI (Alman Sanayi Federasyonu), 10 Ocak 2019’da yayınlanan raporunda ‘Çin ciddi bir şekilde devlet kontrolündeki ekonomik modeli sayesinde artık liberal piyasa ekonomileri ile sistemik rekabete girmiştir’ diyerek Çin’in kendileri için ciddi bir tehlike haline geldiğine dikkat çekmektedir.

Amerika’nın ‘ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik Değerlendirme Komisyonu’ tarafından hazırlanan bir rapora göre Çin, silah, enerji üretimi ve dağıtımı, petrol, petrokimya, telekomünikasyon, kömür, sivil havacılık ve gemicilik sektörlerini ya tamamen ya da tamama yakın şekilde devlet kontrolüne almış. Örneğin, bu aralar çok popüler olan güneş panellerinin Çin’de üretimi, 2008-2012 arasında devletin mali desteği sayesinde 10 kat büyümüş. Çin, 2018 yılından itibaren ‘531’ diye anılan bir politika değişikliğiyle verilen teşvikler yüzünden aşırı büyüyen bu sektörde frene basmış bulunuyor. Bir başka örnek verelim. Belki farkındasınız veya duymuşsunuzdur, Alibaba ve Aliexpress gibi Çin temelli online alışveriş siteleri birçok alışverişinizi dünyanın her yerine bedava yollamaktadır.

Solar enerjide dünya lideri nasıl olunur?

Bu işin oldukça büyük bir maliyeti olmalı elbette. Çinli şirketler ‘biz ürün fiyatına ekliyoruz’ deseler de aslında görünen o ki devlet postası bu maliyeti karşılamak için Çin’den gelişmekte olan ülkelere yollanacak ürünlerde ‘özel avantajlı tarife’ uygularken, gelişmiş ülkelerden Çin’e gelen postalara ‘özel dezavantajlı tarife’ uygulamakta. ABD devlet başkanı Trump’ın ‘Çin bizi soyuyor!’ şeklindeki suçlamaları aslında pek de yanlış değil.

Peki ama ille de kötü bir şey mi devlet destekli endüstri? Yukarıda belirtildiği gibi, Çin’in tamamen devlet kontrolüne aldığı sektörler aslında üretimin ve ticaretin esas aktörleri olanlar. Bunlar, kendi başlarına bırakılsaydı, elbette gelişmiş ülkelerin zaten eskiden beri güçlü ve dünyaya hâkim olan özel şirketleri ile rekabette zayıf kalacaklardı. Çin, bana göre akıllıca davranıp, aksi halde birbirinden bağımsız ve rekabet halinde küçük parçalara bölünecek olan bu sektörleri tek bir çatı altında toplayarak beraber hareket etmelerini sağlıyor.

Belki fark etmişsinizdir, Çin neredeyse hiçbir uluslararası politik tartışmada taraf değil, ses bile çıkarmıyor! Dünyanın ekonomik olarak en güçlü ülkelerinden biriyken niye bu kadar sessiz diye sorarsınız cevap Çin’in devlet politikasında: ‘Enerjini ve gücünü seni ilgilendirmeyen konulara harcama, direkt düşman edinip işlerini aksatacak yollara girme. Sessizce kimseye göstermeden geliş.’ Bu arada Çin’in ‘Singapur’ modeline yöneliyor olduğu iddialarına kaynak olarak gösterilen Çin Komünist Partisi raporunun aslında ‘Sovyetler Birliği neden çöktü?’ hakkında bir rapor olduğunun düşünüldüğünü de söyleyelim. Raporda, Gorbaçov döneminde Sovyet Komünist Partisi’nin kontrolünün zayıflatılması, batı liberalizmi ile flört edilmesi ve aynı zamanda hayata geçirilen ekonomik reformlar, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının nedeni olarak sıralanmış. Kısacası, Xi Jinping yeni bir Gorbaçov olmak istemiyor. İyi haftalar