Tekel Piyasası

Tekel piyasasını, tek bir firmanın veya aralarında anlaşarak tek satıcı gibi davranan bir firmalar grubunun hâkim olduğu piyasa olarak tanımlayabiliriz. Ülkemizde de bu tip piyasaları net bir şekilde görmek mümkün. Örneğin akaryakıt ithal eden iki firma var; elektrik dağıtan bir kuruluş varken üreten sadece iki kuruluş var. Akaryakıt da elektrik de enerji sektörünün parçası. Dünyada genel olarak üretimin ve belki de tüketimin en önemli başlığı enerjidir. Yani bir ülkede bu alanda söz sahibi olmak, o ülkenin üretim ve tüketim kapasitesi üzerinde doğrudan otorite olmak demektir.

Bu yüzden olsa gerek, ülkemizde bu ürünlerin satış fiyatını devlet belirlemekte ya da en azından kontrol etmektedir. Örneğin, akaryakıt için azami satış fiyatı belirleyen devletin firmaları azami fiyatın altında satmaya zorlama şansı yok. Bu durumda firmalar ve istasyonlar ortak hareket ederek devletin belirlediği en yüksek fiyattan sattığı için de ülkemizde akaryakıtta tekel piyasası oluşmuştur. Oysa bizim dışımızdaki birçok ülkeye baktığımızda akaryakıt satış fiyatları bakımından benzin istasyonları arasında fiyat farkı bulunduğunu görürüz. Çünkü oralarda rekabet varken bizde tekelleşme var.

İngiltere’de 26 Mart 2019 tarihli şirkete göre ortalama petrol fiyatları

Bugünlerde elektrik zammı yine gündemde. Öğrendiğimiz kadarı ile yüklü bir zam yapılmış. Peki gerekçe ne?

KIBTEK’in reklamlarında yeni tarife sistemi olan üçlü (üç zamanlı) tarife ile elektrik faturalarını düşürmek mümkün olacak mesajı veriliyor. Bu iddiayı incelemek istedim. Fakat ne yazık ki KKTC’deki saatlik tüketim miktarları bilgisini hiçbir yerde bulamadım.

Şaşırdım mı? Birçok bilginin devlet sırrıymış gibi erişilmez olduğu bu ülkede alternatif yollardan bilgi bulmayı artık meslek edinmiş biri olarak açıkçası pek şaşırmadım. Bunun üzerine hemen herkese açık olan kaynaklardan Güney Kıbrıs’ın saatlik elektrik tüketim miktarlarını buldum ve aynı iklimde ve karakterde olduğumuzdan hareketle bu miktarların bizim için de geçerli olabileceğini varsayıp hesaplarımı yaptım.

Görünen o ki burada gerçekten bir zam vardır; hem de etkisi özellikle yaz aylarında daha da fazla hissedilecek olan bir zam. Yok, bu gece tarifesinden dolayı insanlar tüketim alışkanlıklarını değiştirecek diye itiraz edecek olursanız, cevabım Güney’de halihazırda üçlü tarife uygulanıyor ve ben oradaki saatlik tüketim miktarlarını kullandım; yani bizde de elektrik tüketim alışkanlıklarının değişeceği varsayımını hesaba katmış oldum.

Peki geçmek istemeyen ne yapacak? Onu da güzel haberler beklemiyor. Öncelikle herkes zorunlu yeni 3’lü tarifeye geçirilecek ve sonra ancak talep ederse eski tek zamanlı tarife sistemine geçebilecek. Eski tarife eski fiyattan mı peki? KIBTEK’in internet sayfasındaki tanıtım broşürüne göre değil. Eskiden 350 KwH’a kadar olan kullanımın her KwH’i için fiyat (KDV, maktu ücret, sokak aydınlatma vb. masraflar hariç) 0,83 TL iken şimdi tek zamanlı tarifede bu fiyat 0,99 TL’ye çıkmış.

Akaryakıt bedeli neredeyse sabit, ama sabit bedel coşmuş…

Peki bu artış akaryakıt maliyeti yükseldiği için mi yapılmış? KIBTEK’in broşürüne göre, akaryakıt maliyeti kurum için Temmuz 2018-Mart 2019 arasında 0.5445 TL olarak sabit kalmış (bu ayrı bir inceleme konusu), Nisan ayında ise 0.5636 TL olarak öngörülmüş. Bu durumda akaryakıt maliyeti sadece 2 kuruş artmış oluyor.

Peki elektrik fiyatındaki artışın esas sebebi nedir o zaman? Broşürde esas sebebi görüyoruz: KwH başına sabit maliyetler artmış; 0,30 TL iken 0.4127 TL olmuş. Sabit maliyet nedir? Tanım için, gelin Elektrik İnkişaf Yasası Esas Nizamnamesi madde 5’e (4) bakalım: Sabit maliyet = Personel gideri + Emeklilik fon maliyeti + amortisman + finansman maliyeti + genel giderler… şeklinde gidiyor.

Sizce bunlardan hangisi bu sabit maliyet artışının nedeni? “11 kuruşçuk artış nedir ki?” diyebilirsiniz. Fakat 2018 yılı elektrik tüketiminden hesaplarsanız bu toplamda 164 milyoncuk TL eder. Bu, hepimizin cebinden fazladan çıkacak olan paradır. Demek ki, geçen seneye göre, akaryakıt maliyeti dışında bu kadar daha fazla bir para temiz olarak KIBTEK’in kasasına girecektir. Öte yandan yarın öbür gün petrolde ve dövizde herhangi bir fiyat patlaması olduğunda ne yapacağımız ortada yok. Fırsat bu fırsat mı dediler acaba?

Herkese aydınlık günler dilerim…