Maden işçileri ve Thatcher-3

Nisan 1975 tarihli Wall Street gazetesinin İngiltere’nin içine düştüğü durumu anlatmak için seçtiği başlık “Güle güle Büyük Britanya” olmuştu. Gazete, yatırımcılara İngiltere’deki varlıklarını satıp ingiliz piyasasından çıkmasını salık verir. Bunun üstüne İngiliz sterlini, ABD dolarına karşı ciddi değer kaybı yaşar.

İngiltere şok yaşıyor. Pound'un çöküşü

Bu olaylar neticesinde İngiltere tarihinde ilk defa IMF’ye yaklaşık 1 milyar sterlinlik yardım almak için başvurur. Bu İngiltere için çok utanç verici bir durumdu. 1976 yılında Harold Wilson istifa eder ve yerine tecrübeli James Callaghan gelir.

James Callaghan

Callaghan bu buhran dönemden çıkış için seçtiği yolu 28 Eylül 1976 İşçi partisi kongresinde açıklar: “Resesyondan çıkış için vergi indirimleri, daha çok harcamaya/daha çok iş gücü yaratmaya teşvik ve kamu harcamalarını artırmak olduğunu düşündük. Bu yola devam edemeyiz, tamamen yanlış. Bu yol sadece daha çok enflasyona neden olan ve işsizliği artıran bir yol..” Callaghan IMF programlarının da katkısı ile 1977-78 yıllarını başarılı şekilde atlatır.

1975-1978 arası da sendikal grevler bakımından sessiz geçer. 1974-76 arası Eski başbakan Wilson’ın sendikalara yasal dokunulmazlık haklarını daha da artırmasının bu eylemsiz döneme katkısı olmuş gibiydi. 1970’lerin ikinci yarısı İngiltere’de sendikalaşmanın altın yılları olur. Kamu teşebbüslerinde %97, tüm ülke çalışanlarının ise yaklaşık %50’si sendikalı olmuştu. İngiliz çelik sektörü yerli kömürden şikayetçiydi. Hem kalitesiz hem de dengesiz fiyatlarıyla yerli kömür kullanmaya devam edemeyeceklerini vurguluyordu.

1970’lerin ikinci yarısı Derek Ezra(Ulusal Kömür kurulu) ve Joe Gormley (Maden işçileri sendikası) arasındaki mücadele ile geçer. Joe emek işçileri arasında en iyi maaş artışı koparan sendikacı olur. Her kurul-sendika pazarlığı sonunda mutlaka işçilere ekstradan birşeyler (erken emeklilik, çalışmasız fazladan ödenek alma, daha az iş yükü…) kazandıran birisi de aynı zamanda. Tek rakibi ise başkanlıkta gözü olan Arthur Scargill’di.

Muhafazakar partiden Margareth Thatcher ise partisinin aksine sendikalarla ilgili demeç vermekten kaçınıyordu. 1977 yılına gelindiğinde Muhazakar parti kendi içinde iki rapor hazırlar. Biri Howe, Joseph, Lawson tarafından hazırlanan keynezci ekonomiyi ret eden parasal politikayı özendiren “Ekonomiye doğru yaklaşım” raporu iken diğeri Joseph ve Ridley raporu olan “parti içi gizli” statüsündeki “milli sanayiler” raporu idi.

Bu sonuncu rapor muhafazakar partinin 1979’da iktidara gelmesi ile özellikle 1981 sonrası maden işçileri sendikasına karşı mücadelede izlenen yolun raporu idi. Hoskyns-Strauss ise başka gizli bir raporla ekonomideki sarmalı özetler ve raporun sonunda sistemin komple değişmesi gerektiğini, her şeyin sorumlusu olarak işçi sendikalarını gösterir.

Stepping Stones raporu

1978 yılının ortasına geldiğimizde ise İşçi partili başbakan Callaghan başarılı sayılabilecek bir dönem yaşamıştı. Ama Muhafazakar parti o zamanlar yenice bir reklam ajansı olan Saatchi&Saatchi ile politik kampanya başlatır ve bugün bile çoğu ingilizin hatırladığı çifte gönderme mesaj içeren “İşçi çalışmıyor” posterleri ile hükümete yüklenir. Ama Callaghan seçime gitmeye niyetli değildi ve maaş artışı olarak önerdiği %5 o seneki enflasyon(%7.5)’un da altındaydı.

Callaghan sendikaların işçi partisini baştan indirip muhazakar partiyi başa getirmeye cesaret edemeyeceğini hesaplamıştı ama yanılmıştı. 22 Eylül’de Ford fabrikası işçileri greve gider ve Ford firması %17 maaş artışı karşılığı ile grevi bitirtir. Bu 1.5 milyon üyesi olan dört kamu sendikasının haftalık 35 saat çalışma ve özel sektör maaşlarına erişebilmek için (KKTC’den tamamen ters bir durum) ciddi maaş artışı talebi ile greve gitmesini tetikler.

Son bölüm bir aksilik olmazsa haftaya. Herkesin ve özellikle çocukların 23 Nisan bayramını kutlar, iyi günler dilerim.