Survivor modunda yaşam

ABD’nin meşhur popüler kültür dergisi New Yorker 22 Ocak 2017’de “Süper Zenginlerin Kıyamet Hazırlığı” başlıklı bir makale yayınlamıştı. Makalede gelecek yıllar içinde meydana gelmesi olası bir doğal afet veya halk ayaklanması durumunda ABD’nin ultra zenginlerinin kendilerini ve ailelerini kurtarmak için yaptıkları hazırlıklar anlatılmıştı. Kimisi Yeni Zelanda’da özel uçak pistli deniz seviyesinden çok yüksek evler almış, kimisi yer altında eski askeri nükleer sığınaktan dönüştürülmüş konutlarda, yıllarca yetecek yiyecek, içecek ve dışarıdan gelecek saldırganlara karşı özel güvenlik personelli mekanlara yatırım yapmış. Hazırda tutulan helikopterler, özel pilotlu uçaklar ve trafiğe takılmamak için alınan motorsikletler ise kaçışın ulaşım ayağı için bekletiliyormuş.

Canlarını korumak için hazırlık yapmaları normal gibi ama insanın aklına takılmıyor da değil, niye sadece kendilerinin ve ailelerin kurtulacağı çözümleri tercih ediyorlar? Mahallelerine dev askeri sığınak yaptıracak, bütün mahalleye yıllarca yetecek yiyecek stoğunu bile içine koyabilecek güçte olan bu insanların sadece kendilerini düşünmeleri ahlaki mi?

Günümüzde devletler işgücü yaratsın, ekonomi büyüsün diye yatırımcıları ülkelerine çekmek için bunlara her türlü olanağı sağlamaya çalışıyor. Kimi ülkede hükümet kendi sıradan vatandaşının ancak rüyalarında görebileceği maddi teşvikleri (arsalar, binalar, vergi kolaylıklarını…) yatırımcılara sunarken, kimisi gayriyasal yollardan, başka ülke vatandaşlarının haklarının gaspı ile ortaya çıkan kara paraya kendi yasalarını uydurarak veya göz yumarak kucak açıyor. Halbuki bu tip yatırımcılar kendilerine bu olanaklar verilmese bu ülkelere ayak bile basmaz, taş üstüne taş koymazlar. Ülke ekonomisi veya kendi işleri kötüye giderse özel jetlerine atlayıp hemen kaçacak karakterdedirler.

Kaçış için herşey hazır mı? (c)Bloomberg

Aslında bu karakteristiğe sadece yabancı yatırımcıda değil ülkenin kendi yatırımcısında da rastlarız. İstihdam yaratır diyerek ülkenin kaynakları yatırımcıya sunulduğunda sonuçta istihdam edilen insanlar kendi emekleri karşılığında, çalıştıkları için maaş alırlar; yani yatırımcının havadan para verdiği insanlar değil. Kısacası, bu edimden sonuçta hem yatırımcı yararlanıyor hem de emeğini satan.

Malum, ülkemizde ufaktan bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Geçen sene Nisan ayında enflasyon canavarının gelmekte olduğunu yazmıştım ve o günlerde yıllık enflasyon %13 iken bugün %30’un üstünde bir enflasyon oranı ile karşı karşıyayız. Böyle enflasyonist bir dönemde – ki bana göre daha başlarındayız – kim yatırım yapmak için borçlanabilir? Veya parası olan bile banka/tahvil faizi yerine uzun vadeli bir yatırıma girmeyi tercih eder mi? Bu ortamda belki işsizlik artacak ve bu da tüketimi kesecek. (Çünkü ekonomide tüketimi iten varlıklı kesim değildir; orta ve alt gelirdeki halk tabakasıdır.) Tüketim azalınca, hızlı tüketilen malların ithalatı azalırken ülke içindeki fiyatları artacak. Üretmek yerine ithal etmeyi tercih eden bu ülkede tabii ki sınırlı ya da dar gelirli kesimin maliyetleri daha da yükselecek.

Nisan 2018 sonrası enflasyondaki değişime dikkat! Nisan 2017-2018 arası değişim %13

Böyle bir durumda yüksek gelir veya varlık sahiplerinin aç kalacağını düşünmüyorsunuz herhalde. Onların belki parası da yurtdışında güvenli yerlerde park edilmiştir zaten. Bu yüzden, bir isyan çıkacak olsa ilk uçakla paralarının yanına giderler bence.

Peki geri kalanlar ne yapabilir? Geri kalanlara yardım etmeyi gerçekten isteyen bir devlet – ki bu onun varlık nedenlerinden biridir – dıştan gelecek her türlü yardım veya mal/hizmetin ikamesini kriz vurmadan içeride yaratmaya başlamalıdır. Üretmeyen, muhtaç duyulan hizmet ve kaynak için alternatif yollar yaratamadan sadece yabancının eline bakan her ülke çökmeye mahkumdur. Biz akaryakıt, arpa, buğday veya lüks araba için dışarıdan gelecek gemilerin yolunu gözlemeye devam ettiğimiz sürece o gemileri yollayanların insafına kalmaya da devam edeceğiz demektir. Bu saydıklarımı üretebilecek veya alternatifine sahip olabilecek bir ekonomi yaratabilecekken kolaya kaçıp elin elini öpmeyi tercih eden bir halk olmak ne kadar mantıklı? Ekonomik yatırımı teşvik için aktarılan kamu kaynakları ile beslenip büyüyen kesimin zor zamanlardaki insafına ne kadar güvenebiliriz?

Vergi cennetlerindeki paralarını geri getireceklerini sanıyorsak aldanıyoruz. Herkese bol üretimli haftalar.