KKTC’de Zengin Olmak

Döviz kuru ne olacak? ABD ve Türkiye arasındaki S-400 gerilimi nelere sonuç olacak? Kriz olursa hangi sektöre yatırım yapalım? Dövizde mi, faizde mi parayı değerlendirmeliyim? Arsa ve ev almak için fırsat mı?” gibi sorularla neredeyse her 2-3 günde bir karşılaşıyorum veya duyuyorum. Millet olarak ya gelecekten gerçekten korkuyoruz veya elimizde çok para var ki sürekli yatırım peşinde koşuyoruz. Dikkatli baktığımızda aslında gayet zengin bir toplumuz. Özellikle Lefkoşa’da göz önünde olan mekanlarda aşırı bir tüketim ve zenginlik gösterisi var. Ara sokaklarda bile akla gelmeyen lüks görülebiliyor.

Zenginliğimizle ilgili bir konuda eminim. Bankalarda bulunan mevduat miktarımız kişi başına düşen tutar olarak dikkate alındığında Türkiye’nin bayağı ilerisindeyiz. Türkiye BDDK ve TÜİK verilerine göre Nisan 2019 itibariyle kişi başına düşen banka mevduat tutarı 27,716 TL iken KKTC’de KKTCMB ve İçişleri bakanlığının nüfus açıklaması (KKTC nüfus 374,299 kişi) ile hesapladığımızda 79,131 TL olduğunu buluyoruz. KKTC’de kişi başına düşen banka mevduatı Türkiye’den neredeyse 3 kat fazla.

Dev şirketlere sahip, yüz milyarlarca dolar ihracat yapan Türkiye’den KKTC gibi ithalat bağımlısı bir ülke nasıl daha iyi pozisyonda olabilir? 2018 sonunda Türkiye’nin ihracatı 167 milyar $ veya kişi başına düşen ihracat 2048 $ iken KKTC’de kişi başı ihracat yaklaşık 269 $ olmuş. İthalata bakarsak TC’de kişi başı ithalat 2018’de 2719 $, KKTC’de ise 4852 $.

Eğer turizm gelirimizden dolayı bu fark oldu diyorsak Türkiye’nin 2018 turizm geliri 29.5 milyar dolar yani kişi başına 359 $’lık gelir. KKTC’de ise 2018 turizm geliri Turizm bakanlığının açıklamasına göre 960 milyon $ ile kişi başına 2564 $ olmuş. Güney Kıbrıs 2018’de 3.2 milyar $ turizm geliri elde etmiş. Kişi başına 3701 $ kısaca. Güney Kıbrıs’a 2018’de 3.9 milyon turist gelmiş ve 820 $ turist başına gelir bırakmışlar. KKTC’ye ise 1.1 milyon turist gelmiş ve turist başına 872 $ gelir bırakmışlar görünüyor. Biraz ilginç bir durum.

Ercan havalimanında kalabalık

Zenginliğimiz turizmden geliyor gibi görünüyor resmi rakamlarımıza göre. Ama gerçekten turizm açısından Güney Kıbrıs’tan ve Türkiye’den ise neredeyse kat be kat iyi olduğumuz için bu zenginliğe sahibiz diye iddia etmek mantıken çok zor. Etrafımızda görüyoruz turizme ne kadar uygun bir altyapı ve idareye sahibiz. 1974’te ikiye ayrılan adada Güney komşumuzla eşit altyapı ile başladık yola. İki Lefkoşa arasındaki yolları araba sürerken karşılaştırın. Lefkoşamızda yollarımızın hali ortada. Gerçekten bu kadar eğri büğrü, çukurlu yol sanırım dünyada az bulunur. Bu yapı ile mevcudu geriye götürmeyi başarmışız.

Eleftheria meydanı 1960 başı. Şimdilerden farkı var mı sizce? Yollara dikkat!
Eleftheria meydanı 1960 başı. Şimdilerden farkı var mı sizce? Yollara dikkat!

Halbuki her sene yol ihaleleri ile yeni yollar yapılıyor bu ülkede. Ya yol yapmayı beceremiyoruz veya aşırı kar odaklı müteahhitlere sahibiz. Halbuki dünyada lansmanı yeni yapılan en lüks araçlara sahip olan ayrıcalıklı toplum tabakamız bu yollardan en çok şikayet etmesi gerekenler iken hiç ses çıkarmıyorlar. Akıllarındaki sürekli sorunlar ise “Döviz kuru ne olacak? Emlak fiyatları uçacaksa nereden hangi arsayı şimdiden kapalım, dövize mi faize mi parayı yatıralım, Range rover’in yeni modelini mi bekleyelim yoksa şu an kampanyadaki lüks paketli olanını mı alalım?” gibi.

Peki KKTC’de geriye kalan, bankada milyonları olmayan, aysonunu zor getiren “turizmden” payını almayan sıradan insanlar sorunlarını nasıl çözecek? Noam Chomsky sanırım buna güzel bir cevap yazmış: “Kişi dünyanın nasıl çalıştığını anlamakla başlamalıdır: dünya dürüstlüğü ve bağımsızlığı ödüllendirmez, itaat ve hizmeti ödüllendirir. Dünya yoğunlaşmış gücün dünyasıdır ve gücü olanlar, bu gücü sorgulayan insanları ödüllendirmez.” İyi haftalar..