Popüler olmak

Ben lisede okurken piyasaya hiç unutmadığım yeni bir spor ayakkabı modeli çıkmıştı. Nike “Air Jordan VI” basketbol ayakkabısı. O yıllar Chicago Bulls basketbol takımının efsanevi yıllarıydı. Takımın en iyi oyuncusu efsane basketbolcu Michael Jordan’dı. 1985 yılında daha yeni profesyonel olduğunda Nike ile yaptığı bir anlaşma yüzünden, o yıl boyunca sahaya her çıkışı Jordan’a NBA’ye ödenen 5,000 dolarlık cezaya neden oluyordu. Çünkü sahada giydiği ve sponsoru olan Nike tarafından ona özel olarak üretilen siyah-kırmızı “Air Jordan” ayakkabı NBA’in beyaz spor ayakkabı kuralını bozmaktaydı. Jordan’ın Nike’dan aldığı para o kadar iyiydi ki o sene kendine kesilen toplam 410 bin dolarlık ceza pek umurunda olmamıştı. Jordan böylece sporun sponsorların kontrolüne geçmesinin ve takımlar yerine milyon dolarlık kontratlarla bireysel olarak oyuncuların ön plana çıkartıldığı bir düzene geçilmesinin ilk örneği olmuştu. Sporda artık bireysel yıldızlar ön plandaydı. Herkes onlar gibi ünlü ve başarılı olmak istiyordu. Bu yıldızlar, medyanın ve reklam dünyasının gözbebeği, herkes tarafından tanınan hatta oynadığı spor takımından daha ünlü isimler haline gelmişlerdi.

Michael Jordan & Chicago Bulls

O zamanlar ben de bu harika Air Jordan’lardan bana da almalarını aylarca ailemden istemiş ve sonunda yağmurlu bir günde de muradıma ermiştim. Okulda giydiğim ilk günden itibaren sanki popülerliğim artmıştı. Tabii ki bu sadece birkaç gün sürdü. Çünkü herkes bu popüler ayakkabılardan edinmeye başlamıştı; hatta daha da pahalı modelleri arkadaşlarımın ayaklarındaydı artık. Nike firmasının Michael Jordan üzerinden oynadığı milyon dolarlık kumar tutmuş gibiydi. Michael Jordan dünyanın en popular sporcusuydu ve Nike Air Jordan taa KKTC’de bile en popüler ayakkabı modeliydi. Tabii lisenin son yıllarında okula arabayla gelmeler başlamıştı. Artık araba sahibi olmaktı popülerliği garanti eden, ayakkabılar gerilere düşmüştü. Okul kaptanı veya onun arkadaşı olmak ise popüler olmanın ikinci yoluydu. Sonuçta okul kaptanlığı okulun yöneticileri ile doğrudan temas demekti ve kişinin okulda ne kadar çok kişiyi tanıdığının göstergesiydi, dolayısıyla onu tanımak bazı ayrıcalıkların yolunu açacaktı.

Nike Air Jordan Dizayn

Şimdi büyüdük, hatta yaşlandık, ne yazık ki. Şimdi etrafımızdaki kişiler birinci popülerlik için kullandığı arabanın markası ve evinin kaç yüz metre kare olduğuna güveniyor. Bunların yetmediği durumlarda ise siyaset sosyal çevresinde ve medyada bahsedilen kişi olmak isteyen için ilk akla gelen yol olmuş gibi. Bazı kişilerin neden siyasetçi olduklarının cevabı, herhangi bir ulvi toplumsal neden yerine siyaseti sadece popülerlik yarışında öne geçmenin bir yolu olarak görmeleri sanki. Popüler olmak herkesin harcı değil elbette. Etrafın ne istediğini, neyi duymaktan hoşlandığını bilen veya iyi tahmin eden kişiler popülerlik yolundan başarılı oluyorlar. Elbette bu başarılı kişilerin ağızlarından her çıkan, her yaptıkları toplum tarafından aynı ilgiyle karşılanmıyor ama zamanla neyin işe yaradığını neyin boş olduğunu anlayabilecek zekada olduklarından tam toplumunun istediği gibi konuşan/davranan kişiler oldukları için adaptasyon için kafa yormaları gerekmiyor.

Ve aynı okul kaptanları örneğindeki gibi, bu popüler kişilerin etrafında da onların ülke yönetimine yakınlığından, onları destekleyen kalabalıklardan faydalanmak isteyenler olacaktır. Ama tabii önce yanında durulacak kişinin “okul kaptanı” olarak seçilmesini sağlamak lazım.

Kaptanlık için yola çıkanı önce en yakın arkadaşları destekleyecektir elbette. Ama bu arkadaşlardan bazılarında seçilmesine yardımcı oldukları kaptanın sunabileceği avantajlardan yararlanmak beklentisi de olacaktır. Destekçiler kaptan adayı arkadaşlarının seçilmesi için çalışacak, tanımayan kişilere onun ne kadar iyi biri olduğunu, okulu nasıl en iyi şekilde temsil edeceğini, idare ile ilgili sorunları nasıl çözeceğini ve seçilirse nasıl çok büyük bir okul partisi vereceğini anlatacaklardır.

Etrafında en kalabalık grupla gezen kaptan adayı herkesin gözünde yarışı zaten kazanmış iken, en dürüst ve doğru kişi olduğunu bildiğiniz halde yalnız veya sadece 2-3 arkadaşı ile gezen diğer aday yarışı kaybedecektir.

Aynen günümüz dünyasında birçok ülkede gözlemlediğimiz, kişiliklerin partiler ve politikaların önüne geçmesi ve seçim yarışlarının esasen popülerlikle kazanılması hallerinde olduğu gibi.