ABD’nde Pişer, Bize De Düşer

Türkiye Cumhuriyet Merkez bankası raporlarına göre 2002 yılında Türkiye’de ortalama konut kredisi faizi %48.26 idi. 2000-2001 yılındaki borsa krizinden önce ABD federal rezerv efektif fonlama faizi ise %6.5 imişti. 2008 krizi sonrası ABD‘de Federal rezerv efektif fonlama faiz oranı 2010-2015 arası %0.15 ile 1955’ten beri en düşük aralığında geziniyordu. TC’de ise konut kredilerinin en düşük olduğu dönem 2010-2018 arasındaki dönemde %15’in altında bir kredi faizi oranı ile yaşanır. 2013 yılında TC konut kredi faizleri tarihinin en düşüğünü görür ve %9,69’a düşer.

TCMB bankalar Ortalama Konut Kredi Faizi (2002-2019)

ABD federal rezerv bankası “artık bu kadar ucuz para yeter” diyerek efektif fonlama faizlerini 2016 yılından itibaren kademeli olarak artırarak %0.15’ten %2.40’a çeker. 2017 yılının son 6 ayında Federal rezervin faizi 2010’dan beri ilk defa %1’in üstüne çıkar. Hemen ardından 2018 yılının 8.ayında ise Türkiye son zamanların en büyük mali sallantısını yaşar ve döviz kurlarının TL karşısında uçuşa geçmesini görür. Konut kredi faizleri de hemen arkasından %20’lerin üstüne çıkarak 2004 yılındaki seviyeleri görür. 2019 Temmuz ayının son gününde Federal rezerv bankası fonlama faizlerini bir kademe indirmeye (%2-2.25 aralığına) karar vermesi 2016’dan beri artan ABD fonlama faizlerinin can sıkmaya başlamasının etkisini biraz olsun hafifleştirme amacını taşımaktaydı.

Federal rezerv efektif fonlama faizi (1955-2019)

Gelelim bize. Bizim ülkemizde 2004 sonrası başlayan emlak temelli ekonomik büyüme ABD faizleri ile paralellik göstermekteydi. Piyasadaki bolluk veya zenginlik 2016 yılı sonrasında gözle görülür şekilde artar. Satılan emlak sayıları elimde olmasa da başka bazı göstergelerle bunu teyid edebiliyorum. Zaten siz de eminim etrafınızda 2016 ve sonrasında lüks markaların, araçların ve şato gibi evlerin mantar gibi heryerden fırladığını özellikle büyük şehirlerde görmektesinizdir. Kısaca ABD’nin dolar faizlerini ile hatta Avrupa birliğinin Euro faizlerini düşürmeleri bizim gibi ülkelere biraz gecikmeli de olsa ciddi anlamda etkilediği ortada. Paranın yayılma hızı ile veya bizim gibi ülkelerin verdiği fırsatların duyurulma hızı ile ilgili belki de. Sonuçta ABD ve AB’nin kendi piyasalarına ucuz para sağlamasının etkileri ilk başta bizde görülmese de zamanla bizde de kendisini gösterebiliyor. Tersi bir durumda da (faiz artımına gitmeleri) çok gecikmeden etkilerini yaşayabiliyoruz.

Federal rezervin önümüzdeki dönemde faizleri görece düşük tutacağı ve aynı yolu AB Merkez bankasının da takip edeceği konuşuluyor. Böyle olması durumunda da bizim gibi ülkeler için aslında toparlanma için fırsatlar ortaya çıkıyor. Tam anlamıyla başka bir krizin içine düşmeden aklı başında uzun dönemli planlamalar ile yol yakınken kurtuluş fırsatı diyebileceğim bu dönemde aklı başında insanların önderliğine ihtiyaç olacaktır. Toplumun bütün kesiminin gelecekte fayda görebilmesi için yapılabilecekleri tane tane halka anlatıp bolluk içinde har vurup harman savurmadan bu dönemi hazırlık içinde geçirmemiz gerektiğini izah edecek insanlar gerekiyor.

Böyle insanlar var mı? Elbette var ama gözle görünen yerlerde değil. Çoğu küstürülmüş, kenara itilmiş veya umudunu yurdundan kesip ülke dışına kaçmış. Bu insanlar ile tekrar barışıp en azından bu dönemde onlardan faydalanmak gerekiyor. Popülizm zamanı değil. Ne yazık ki dünyada da yükselen bir olgu popülizm şu aralar. Bu akıma karşı durabilecek ve doğru insanlara doğru işler verecek liderler gerekiyor. Hepimizin için en hayırlısı ne ise o olsun. Herkese iyi haftalar…