Kleptokrasi

Kleptokrasi, Yunanca kleptes (hırsız) ya da klepto (ben çalarım) ile kratos, kratia (iktidar, yönetim) kelimelerinden oluşmakta. Bu kelime, kendi kişisel zenginliklerini artırmak ve siyasal iktidarlarını genişletmek maksadıyla sahip oldukları otoriteyi kullanarak ülkenin halkı ile mali ve doğal kaynaklarını istismar eden yoz liderler yönetimini anlatmak için kullanılıyor. Böyle bir sistemden beslenen ve neredeyse sıfır maliyetle zengin olan kişilere de kleptokrat deniyor. Bu tür bir yönetim yapısında sadece siyasiler değil, siyaset yapmayan ama siyasilere yakın durarak avantaj elde eden kişiler de kleptokrat sınıfında sayılabiliyor.

Kleptokratlar, genel olarak topluma faydalı olabilecek hizmet veya mal yaratarak zengin olmuyorlar. Tam tersine onların kamu kaynaklarını ele geçirip bunların üstüne oturması, siyasetin ve ona bağlı olarak yaratılan hukukun gücü ile mümkün hale geliyor. Toplum ise gittikçe fakirleşir ve yasam kalitesi düşerken belli bir zümrenin roketle fırlatılmış gibi kısa sürede aşırı zenginliğe kavuşmasını sadece izliyor.

Bu şekilde zenginliğe ulaşan kesimin elde ettiğinin en azından bir kısmının vergi yoluyla topluma geri dönmesi de pek gerçekleşmiyor. Çünkü kleptokrasinin torpillileri, yine düzenlemeler ve siyasetin müdahalesi sayesinde ya vergiden tamamen kaytarır ya da komik miktarlarda vergi verir duruma geliyorlar.

Lobiciler

Örneğin, ABD’de 2008-2010* arasında 30 dev şirket toplum geneline hizmet götürmesi için devlete için ödedikleri vergiden çok daha fazlasını “siyasetçi tavlama” diyebileceğimiz lobicilik hizmeti alımlarına harcamışlar. Verdikleri (daha doğrusu vermedikleri) vergiye bakılırsa lobiciliğe harcadıkları para işe yaramış gibi. Hele bazıları yüz milyonlarca dolar kar elde etmiş olmalarına karşın sıfır (0) vergi verirken siyasetçi tavlamaya para yatırarak ne kadar doğru yaptıklarını görmüşler.

ABD’li dev şirketler vergi vermek yerine lobiciliğe para yatırmış

ABD’nin soğuk savaş yıllarında komünizmi yayacak, kapitalizme zarar verecek diye karşısına aldığı, eski adıyla Sovyetler Birliği, yeni adıyla Rusya görünür şekilde kleptokrasiye geçmiş bir ülke. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra devlete ait doğal kaynakların işletme haklarını elinde tutan birçok kuruluş “özelleştirme” adı altında iktidardaki Rus siyasetçilerin akraba ve yakınlarına bedavaya verilmiş. Bunlardan bazıları bu kurumlardaki paylarını başka özel şirketlere çok yüksek fiyatlara satıp kısa günün karını toplarken, bazıları ise zengin iş adamları arası ortaklıklara girerek zenginliklerde her zaman için pay sahibi olmayı garantilemeye çalışmışlar.

Rusya ve Abramovich

Chelsea spor klübünün sahibi ultra zengin Roman Abramovich bu Rus kleptokratlarına bir örnek. Sovyetler Birliği dağılırken Abramovich ile Boris Berezovsky (Boris Yeltsin’e yakın bir Rus iş adamı), büyük devlet petrol şirketi Sibneft’e göz koyarlar ve devletle anlaşarak şirketi ‘satın’ alırlar. Anlaşma, tartışmalı bir hisse senedi kredisi programı kapsamında gerçekleşir. Her bir ortak şirketin yarısı için 100 milyon ABD Doları öder; ama şirketin değeri bunun hemen ardından milyarlarca dolara yükselir. Şirketin hızla değer kazanması, pek çok gözlemciyi, şirketin gerçek maliyetinin de milyarlarca dolar olması gerektiğini söylemeye iter.

Nitekim Abramovich daha sonra mahkemede, hükümet yetkililerine milyar dolarlara varan rüşvetler verdiğini, Sibneft ve diğer devlet şirketlerini (alüminyum eritme fabrikası Krasnoyarsk gibi) almak için gangsterlerden koruma aldığını itiraf eder.

Peki ne yapabiliriz?

Kleptokrasi denilen sistemin nasıl çalıştığını etrafınıza ve olaylara analitik şekilde baktığınızda da görebilirsiniz aslında. Kim kiminle dost veya akraba? Bu yetkili niçin böyle bir karar aldı ve gerekçesi ne kadar akla yakın? Bu kararla kim ne kazanacak, hangi kaynaklardan kim, nasıl faydalanacak? Bu işten halkın menfaati ne, zararı ne? Gerçekten acil ve önemli bir sorun için mi bu karar alındı veya yasası yapıldı? gibi sorular size kleptokrasi ile yönetilip yönetilmediğinizi az çok gösterecektir. Herkese iyi haftalar…

*Gazetedeki köşe yazısında 2008-2012 diye yazılmıştır. Düzeltilmiş şekli ile 2008-2010 olmalıydı.