Devlet ve Özel Sektör Savaşı

Herkes aynı düşünmek zorunda değildir. Devlet halkının sırtında yaşayan bir yük olduğuna inanan insanlar olduğu gibi devletin olmaması halinde halkı soyup soğana çevirecek özel sektörün varlığına inananlar da var. Büyük devletten rahatsız olanların şikayet konuları devletin halkın sırtında yük olması, hantal yapısının özel girişimcilerin başarısız olmasına, herkesin devlete bağlı ve özgürlüklerin önünde engel haline gelmesi ilk akla gelenler.

Devletin güçlü olması gerektiğine inanan kesim ise devletin bazı önemli sektörlerden elini çekmesinin yüksek kar amaçlı olan özel sektörün kontrolünde halka zarar verecek, haklarını budayacak gelişmelere neden olacağını, devletin varolma sebebi olan vatandaşını koruma görevini yerine getirmekten aciz hale geleceğini ve halkın canını tehlikeye atacağını düşünüyor gibi.

Hangisi doğru konuşmak çok zor çünkü hayat idealler ve teorilere uygun gitmiyor. Teoride devlet yolsuzluk yapmaz, vatandaşını korur, düzenli ve adil çalışmak için gerekli önlemleri alır. Özel sektör için geliştirilen teorilerde de özel sektör yatırım yapar halkın ihtiyacı olan hizmet ve ürünleri geliştirir yatırımının karşılığını serbest rekabet koşulları altında alır. Çok rekabet de adildir. Çünkü halka en uygun fiyatı ve kaliteyi de sağlayacaktır. Çok ucuz olduğu için değil, kaliteli olduğu için de halk pahalı olsa da belli mal/hizmeti tercih edecektir. Böylece özel sektör halka kaliteli ve ucuz ürünleri geliştirip halkın yararına sunacaktır.

Aslında sistem herkesin bildiği gibi böyle çalışmıyor. İki tarafta görünürde birbirinin rakibi gibi görünse de pratikte komünel yaşam tarzında. Devlet canlı bir varlık değil. Onu oluşturan yönetici ve karar alıcı takımının vücut bulmuş halidir. Ortalaması nasılsa bu kesimin devletin görünür imajı da o şekildedir.

Özel sektör de aynı şekilde canlı bir varlık değil. Onu oluşturan girişimci, işadamı/kadını ve benzeri özellikteki kişilerin halkın gözündeki ortalamasıdır. Eğer halk özel sektörün ürünlerinden hizmetlerinden memnunsa niye devlete ihtiyaç duysun dersek de özel sektörün tek başına herşeyden sorumlu olması çoğu kişi için hayal bile değil. İtfaiyenin, polisin ve askerin özel sektörün elinde olduğunu düşünmek bile istemezler.

Niçin? Çünkü kar amaçlı olması ve onun peşinde kararlar üretmesi halkın bu tip kuruluşlara güvenini azaltmıştır. Demek ki özel sektörün ortalaması böyle bir imaj yaratmıştır. Aynı devlette kişisel çıkarlarının peşinde koşup devleti zarara uğratan siyasi veya idarecinin devletin imajına yaptığı gibi.

Demek ki teori ve pratik tezatlar içeriyor. Bunun çözümü var mı? Ne yazık ki belli kişilerin zümrelerin kontrolü altında ne özel sektör düzelir, ne de devlet. Ama başlangıç noktası devlette olmalı.

Niçin? çünkü devlet dünyanın heryerinde gittikçe küçülüyor. Yarın öbürgün sırf devlet “tu kaka” diyerek belli kişilerin cebinin doldurulmasının yolu açılıyorsa genel halkın güveneceği tek kapıyı da kapatmaya doğru gidiyoruz demektir. Sonuçta buna özel sektörün diğer temsilcileri de karşı çıkmalı. Çünkü onların da zararına gelişen bir sistem var. Belli kişilerin kişisel bağları ile devletin olanaklarına, halkın mallarına el koyması özel sektörün hayalindeki serbest rekabete hiç uymuyor.

Eğer bir gün medyada pazarlanan “devlet kötü, yaşasın özel sektör” hayali gerçekleşirse o küçük orta boy özel işletmeler teker teker dev şirketlerin malı olacaklardır. Bu durumda herkes devlette çalışmak yerine 3-5 özel şirkette çalışır hale gelecek. Sizi/bizi kim bu karanlık gelecekten koruyacak? Temiz bir devlet. O yüzden önce devlet temizlenmeli ve teorik devlet seviyesine çıkarılmalı. Halkı için varolan, ayrıcalık tanımayan ve eşit fırsatları yaratacak bir devlet. Herkese iyi haftalar…