Türk Lirasında Son Durum

Türk lirası dövize karşı ne olur? sorusu yakın zamanlarda bölgemizde yaşanan politik gerginliklerle tekrar gündemin ön sıralarına taşındı. Malum ülkemizin ekonomisi ne zaman biraz sallansa ilk aklımıza Türk lirası kullanmamızın sonuçları geliyor. Kontrolü elimizde olmayan şartlardan dolayı komşumuz Türkiye’de yaşanan her gelişme Türk lirasını ve hemen akabinde bizi etkiliyor. Türk lirası yerine döviz kullansak kurtulur muyuz bu tip olaylardan derseniz eski yazılarımda kendi ulusal paraları yerine daha güvenli diyerek Euro kullananların bile sallandığı, batma aşamasına geldiğini de anlatmıştım. Kısaca sorunu tek başına bir para biriminde aramamak lazım. Üstelik TL değerli iken döviz cinsi borçlanmaların artması sayesinde malları uçuk kaçık döviz fiyatlara çıkanlar hiç seslerini çıkarmamışlardı. Bana göre bu insanlarımız tarihimizin bireysel bazda en lüks dönemlerini yaşadı ve hatta hala yaşıyor.

Konumuza dönersek görece sakin geçen döviz piyasası bazılarını ümitlendirmiştir ki ben de bu dönemlerin toparlanıp başka bir kriz gelmeden hazırlık için fırsatlar sunduğunu birkaç ay önce yazmıştım. Özellikle Avrupa Merkez bankasının parasal genişlemeye tekrar başlaması ve ABD FED’in Eylül ortalarından beri ABD bankacılığın likidite (nakit) eksikliğini gidermek için günlük milyarlarca doları bankalara sunması ile uluslararası piyasalar gene bolluk içine giriyor gibi. Perşembe günü New York Fed, repo için piyasadaki günlük işlemlerindeki 75 milyar dolar yerine en az 120 milyar dolar sunacağını haber verdi. Bu rakamların günlük miktarlar ve KKTC’deki bankacılık sistemindeki toplam paranın 4-5 milyar dolar olduğunu düşününce ne büyük rakamların piyasaya verildiğini hayal edebilirsiniz.

Peki, kriz bitti diyebilir miyiz? Gelin Türk lirasının esas kontrolünü elinde tutan Türkiye ekonomisinden bazı rakamlara bakalım. Türkiye brüt dış borç stoku yani dış ülkelerin kurumlarına olan mevcut borç toplamı gayri safi yurt içi hasılaya yani bir sene içinde Türkiye’de üretilen tüm nihai hizmet ve malların parasal değerine oranı %61.9’a ulaştı. Daha önceki en yüksek değerin 2002’de %54.8 olduğunu hatırlatayım. Brüt borcun 447 milyar dolar, net borcun da 268 milyar dolar olduğunu yazalım. Bu kadar borcun üstüne borç almak ister misiniz? Elbette ilk sonuç geldi: 2019 yılı 2. çeyreğinde özel sektör yatırımlarının %22,8 gibi korkunç bir oranda düşüşü bunun bir göstergesi.

(c) @mmkubilay

Diğer gösterge tüketici güven endeksi. Ülkedeki harcamaların %70’i hane halkının tüketimine dayanır; dolayısıyla işlerin yolunda gittiğine dair bu ölçek sayesinde görebiliriz. Bu endeks 2004 yılından beri en düşük değerinde. Kısaca ekonomik olarak kendilerini güvende de hissetmeyen bir halk var.

(c) @mmkubilay

Bunu zaten dövize olan talepte de görebiliriz. Tarihinin en yüksek döviz hesap miktarına (yaklaşık 200 milyar USD) ulaşmış Türkiye bankacılık sistemi. Üstelik yaşanan kriz sonrası verilen çok yüksek TL mevduat faizlerine rağmen hala döviz talebi canlı. İş var mı peki para kazanmak için? TÜİK verilerine göre, 2019 temmuz ayı işsizlik rakamı yüzde 13,9 oldu.

(c) rustuyucel.com

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2019 yılı Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 65 bin kişi artarak 4 milyon 596 bin kişi oldu. Kayıt dışı yani sosyal güvencesi olmadan çalışmaya razı kişi sayısı da çok yüksek. Temmuz 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,7 puan artarak %36,0 olmuş. Yani çalışan her 3 kişiden biri sosyal güvenliği olmadan çalışıyor iken çalışabilecek yaşta olan her 6 kişiden biri ise işsiz durumunda şu an. Bu iş resesyona doğru gidiyor gibi. TL için bu durum iyi değil. Biz ne yapacağız? merak ediyorum. Herkese iyi haftalar…