Rakamlar ile Ekonomi 2

Bir önceki köşe yazımızda KKTC ekonomisi ile ilgili yazdığımız genel değerlendirmeye gelen istek üzerine bu hafta da devam ediyoruz. Yine emlak ile ilgili bazı rakamları paylaşarak başlıyoruz. Emlak sektörünün kredi sayesinde canlandığını ve bir balon olduğunu daha önceki yazılarımda da yazmıştım. Bu sektördeki kredilerin zaman içinde değişimi ilginç bilgiler veriyor bize. Eylül 2017’deki bankacılık verilerine göre bireysel kredilerde konut için alınan kredi miktarı 1 milyar 170 milyon TL iken, aynı dönemde inşaatlar için alınan kredi 1 milyar 194 milyon TL imiş. Yani inşaat sektörüne gömülen kredi ile bireysel konut kredisi miktarı neredeyse başa baş gitmiş.

Konut ve inşaat kredileri

Ama Eylül 2018’e geldiğimizde, bakıyoruz ferdi konut kredisi rakamı 1 milyar 730 milyon iken inşaat sektörüne akan kredi miktarı dudak uçuklatan bir şekilde 2 milyar 693 milyon TL’ye fırlamış. Bu sene Eylül’de ise ferdi konut kredisi miktarı azalarak 1 milyar 592 milyon TL olurken inşaat sektörü bana mısın demeden 2 milyar 846 milyon TL kredi kullanmış. Borcu 3 milyar TL’ye çıkarmak için bir yarış var sanki. Bu para nasıl ödenecek, çok merak ediyorum. Görüldüğü gibi ev sahibi olmak için borçlanan kişi sayısı azalmış ama inşaat yapmak için borçlanan şirketler yavaşlamadan borca daha da asılmaya devam ediyor. Ya süper bir ekonomik patlama bekliyorlar ya da ellerindeki malları bankalara vermek istiyorlar. Çünkü ekonomi bir süre daha patlamazsa, onun yerine patlayacak olan inşaat sektöründeki balondur.

Kamu borcu

Diğer bir konuya geçelim. Kamu borcu ne kadar? Elimizde güncel bir veri yok. 2017 sonu itibari ile devletin toplam borç tablosu şöyle: 5 milyar 126 milyon TL artı 4 milyar 150 milyon USD. TL borçların borç faizlerine göre dağılımına baktığımızda, 4 milyar 463 milyon TL’lik çok büyük bir kısmın faizinin %10-15, geri kalan 431 milyon TL’nin ise %0-5 aralığında olduğunu görüyoruz. Kısaca devlet TL borcunun neredeyse yüzde doksanına en yüksek faizi ödüyor. Dolar borçlarda ise 3 milyar 98 milyon Dolarlık miktarıyla en büyük pay açık farkla %0-5 faiz aralığında duruyor. Devletin Dolar borcunun 252 milyonluk kısmı hariç hepsi Türkiye Cumhuriyeti’ne olan borç. Bildiğim kadarıyla bu borcun faizi için bile tek bir TL ödenmemiş henüz.

Ekonomi ve kamu borcu: Yapısına göre borçlar. Tablo: kei.gov.tr
Ekonomi ve kamu borcu: Faiz oranlarına göre borçlar. Tablo: kei.gov.tr

Dış Ticaret ve Türkiye

Peki bizden Türkiye’ye hiç para gitmemiş mi, hiç mi katkımız olmuyor? Gelin iki ülke arasındaki ticarete bakalım. Türkiye İstatistik Kurumu rakamlarına göre Ocak 2000-Eylül 2019 arasında KKTC’den Türkiye’ye ihracat ile Türkiye’den KKTC’ye ithalat arasındaki fark 15 milyar 348 milyon Dolar. 1983-1999 arasında ise bu fark 2 milyar 222 milyon Dolar olarak gerçekleşmiş. Yani toplam fark 17 milyar 570 milyon Dolar! Bu çok büyük bir rakam. Demek ki KKTC, kuruluşundan bu yana geçen sürede Türkiye ekonomisine ticaret amaçlı net 17 milyar 570 milyon Dolarlık para transfer etmiş. Elbette mal karşılığı bunlar, bedava değil. Benim asıl merak ettiğim, bizim bu kadar parayı nasıl ve nereden bulduğumuz. Sonuçta Türkiye’nin bize kredi ve hibe olarak verdiği para miktarı ortada. Genel olarak dış ticaret dengesi rakamlarına bakarsak yaklaşık 27 milyar Dolarlık net ticaret açığımız var. Bir başka deyişle, bu ülkeden net 27 milyar Dolar başka ülkelerin kasasına gitmiş. Parayı ihracatla toplamadığımız kesin. Başka bir şeyler satmışız besbelli; ya da gizli altın madenimiz var ki bu kadar ithalatı finanse edebiliyoruz.

Nereye kadar böyle devam edebiliriz bilmiyorum. Ama kesin olarak söylenebilecek bir şey varsa o da şu: bugün sefahat içinde yaşıyoruz ve bu sürdürülebilir değil. Biz gerçeğin tokadını yemeden bu dünyadan göçeriz belki ama bugün önlem almazsak bu tokadı eninde sonunda çocuklarımız yiyecek. Lütfen uyanalım. Herkese iyi haftalar.