Stres ve Fakirlik

Bundan birkaç gün önce bir supermarket zincirinin kasasında aldıklarımı ödemek için bekliyordum. Kasiyerler aralarında konuşurken istemeden de olsa kulak misafiri oldum. Kasiyerlerden bir tanesi son kalan parası ile cep telefonu faturasını ödemesi gerektiğini anlatıyordu. Diğeri de 1,000 TL’lik kredi kartı borcunun hala durduğunu ve sadece kira ve market alışverişi ödeyerek maaşlarının bittiğini, borçlara para kalmadığından dert yanıyordu. Marketten dışarı çıktığımda ise güneş gözlüklü kişileri milyon TL’lik bu yağmur çamurda bile pırıl pırıl olan arabalarında görebiliyordum. İnsan kendi kendine sormadan edemiyordur. Acaba kasadaki asgari ücretle çalışan, aysonunu getiremeyen insanlar ile bu parlak lüks araba sahipleri arasındaki fark hiç kapanmayacak mı?

Fakirlik Bilişsel seviyeyi etkiliyor

Harvard Üniversitesi’nden iktisatçı Sendhil Mullainathan, yoksulluğun zorluklarını daha iyi anlama çabasının ön saflarında yer alan bir akademisyen. 2013 yılında, diğer yazarları Anandi Mani, Eldar Shafir ve Jiaying Zhao olan “Yoksulluk Bilişsel İşlevi Engelledi” adlı çığır açan bir makale yayınlar. New Jersey’deki düşük gelirli kişilerin alışveriş yaparken mali durumlarını düşündüklerinde, bilişsel performanslarının düştüğünü belgelerler. Fakat bu sorun daha yüksek gelirli insanlarda gözlemlenmemiş. Bu, stresin zihninizi mali durumunuzdan daha fazla zorladığını göstermiş. Hintli çiftçiler üzerine yapılan ikinci bir deneyde, hasattan önce mali olarak darda olduğu kesin olan çiftçilerin bilişsel performansının hasat sonrasındaki performanslarına göre daha kötü olduğunu buluyorlar. Bu haldeki insanlardan başarı beklemek ne kadar mantıklı?

Genel Yoksulluk teorisi

Mullainathan bu sonucu genel bir yoksulluk teorisine genişletir. Kıtlığın strese yol açtığına inanıyor, bu durumun da kötü kararlara yol açtığını ve bunun da tekrar daha fazla kıtlığa/fakirliğe neden olduğunu iddia ediyor. Böylece, fakir insanlar yorucu ama kaçınılmaz bir güvencesizlik döngüsüne hapsoluyorlar. Yine yakın zamanlarda başka bir makalede, ekonomistler Vojtech Bartos, Michal Bauer, Julie Chytilova ve Ian Levely, Ugandalı çiftçiler yoksulluk ile ilgili sorunları düşünmeye başladıklarında, eğlence arama ve işlerini geciktirme olasılıklarının arttığını keşfettiler. Bu nedenle, fakir insanlar çabadan/işten kaçınsa bile, bu gönül rahatlığı/rahatına düşkünlük yerine strese bağlı ve stresten kurtulmak için bu yolları seçmiş olabileceklerini düşünmüşler.

Şans ve Para

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi daha zeki, girişimci ruh sahibi olmak veya çok çalışmak size zenginlik yolunu açmıyor. Simülasyonlarda zenginliğe giden yolda şansın büyük bir faktör olduğu gördük. Doğru yerde doğru zamanda bulunmak veya bizim gibi ülkelerde ise kimin akrabası kimin arkadaşı olduğunuz gibi faktörler zekadan, üstün yeteneklerden daha ağır basıyor bu zenginlik yolunda.

Mullainathan’ın teorisinin geçerli olduğunu varsayarsak, hükümetlerin yoksulluğu nasıl hafifletmeye çalıştıkları üzerinde önemli sonuçlarını da dikkate almalıyız. Hükümetler bu şansız insanların bir iş sahibi olmasına yardım etmek yerine yaratılacak refahtan faydalanmalarını koşulsuz olarak sağlamalıdır. Her ay yaşamını sürdürebileceği bir gelirin koşulsuz şartsız güvence altına alınması ve sağlık hizmetlerine de şartsız şurtsuz ulaşabilecek olmak bu bahtsız insanların kendilerini yoksulluktan kurtarmaya yeniden odaklanmalarına izin verecektir.

Her ay patronun iki dudağı arasında bir yaşam sürdürmek inanılmaz bir stres kaynağı oluyordur. Zaten işyerindeki bu stres o kişinin performansını da düşürecektir. Daha iyi performansı tercih etmeyecek patron olamaz herhalde. Ama acaba patron bu çalışanın mevcut işine muhtaç olmaması durumunu ne kadar tolere edebilir? Peki çalışan bu strese niçin mahkum olmak zorunda? Bu sorulara cevap vermesi gereken karar alıcılar elbette. Ama bu şanssız insanları biraz mutlu edip geleceğe güvenle bakabilmesi, daha yararlı bireyler olması da bu karar alıcıların görevi belki de. Herkese stressiz iyi haftalar